19 Aralık 2010 Pazar

Ve Tanrı kadını yarattı


İşte benim "güzellik", "kadın" ve "güzel kadın" anlayışıma birebir uyan bir kare.
Saçlarımdan sıkıldığım bu günlerde, koyu renk saça dönmek için aklımı fazlasıyla çelen bir fotoğraf.

Mesela yarın bir Eşref ziyareti yapsam mı acaba?...
Madem 2011 benim yılım olacak diyorum, değişiklikler her zaman yeniliklere, başlangıçlara gebe değil midir?

Yazı tarihi: 19 Aralık 2010

16 Aralık 2010 Perşembe

Kış Güneşi

Ne harika bir gündün sen bugün 15 Aralık.
Güne 4 saat uyuyarak başlamış olsam, ilk 15 dakikam hakkında hiçbir fikrim olmasa da hazırlanıp evden çıkınca asansörün aynasındaki kendimle güne süper enerjik ve barışık başladım.
Akan trafikte çabucak Caddebostan'a vardığımda güneşli hava ve her zaman hayran kaldığım güzelim sahilin sabah tazeliğindeki deniz kokusu beni benden aldı.
Uzun zamandan sonra ceketim, şık eteğim, desenli çoraplarım ve uzun ince topuklu botlarımla bir toplantıya katılacak olmak kendimi nasıl da iyi hissettirdi.
İyi değil süpeerrr hissettirdi.
Üstelik bu sefer binlerce kişinin çalıştığı, kariyer hedefleri ve hayalleri arasında savrulup günün sonunda böcek gibi hissedilen sözümona kurumsal firmalar için yapacağım bir toplantı değildi bu.
Bilmem kim ailesini daha zengin etmek için sabah 6'da, hava daha karanlıkken, sıcacık yatağımdan kalkmanın bıkkınlığıyla başlamamıştım günüme.
Elektronik pranga dediğim turnike giriş-çıkış kartlarıyla, şehrin finans merkezinin göbeğinde "bizim plaza sizinkinden daha yüksek"gibi sığ hesaplaşmalara sahne olan harika! plazalarımızda değildim.
Hep hayalini kurduğum gibi elimde mini laptop'umla Caffe Nero'da haftaiçi erken bir saatte mis kahve kokuları eşliğinde bir toplantı yapacaktım.
Mutluluğum içime sığmıyordu.
Sevgilim beni kucaklayacaktı az sonra sanki. Öylesine tatlı bir çırpıntı vardı kalbimde.
Evet, son yıllarda hayat çok canımı yakmış, içimi param parça eden çok dert vermişti bana ama işte şimdi birer birer hayallerim gerçekleşmeye başlıyordu.
İşte şimdi, hep o çaresiz gecelerimde sığındığım, her zorun zoru sınavını inaçla, imanla kabullenmeye çalıştığım, isyan etmeden onun kudretinde teselli bulmaya çabaladığım o yüce güç bana güzel günler vermeye başlamıştı.
Benim yanıma güneşi katmıştı bu soğuk kış sabahında...
Yaşadığım an için, her düştüğümü sandığımda yerden daha kuvvetli kalkacak gücü bana nasip ettiği için şükrediyordum.
Toplantı, sanki toplantı değildi, Allah'ın bana gönderdiği bir öğretiydi adeta.
Kafamda planladığım işlerimin bir listesini anlatıyordu karşı taraf bana.
Tek tek, neyi nasıl yapmam gerektiğini, gitmek istediğim yollara nasıl ulaşacağımı, bu yolda karşıma çıkabilecek engelleri nasıl aşabileceğimi ve muallakta olduğum birçok flu noktada bana yol çiziyor, ufkumu genişletiyordu.
Ağzından çıkan her kelimeyi dikkatlice dinlerken, güzel günlerin yakında olduğuna dair çok kuvvetli bir inanç içimi ısıttı.
Toplantı bitti, gün içinde Avrupa yakasına geçtim, bir sürü iş hallettim, güzelleştim;), çok özlediğim eski bir arkadaşımla görüşüp hasret giderdim.
Akşam da Cevahir AVM'nin Devlet Tiyatroları Sahnesi'nde "Profesyonel" adlı oyunu izledim.
Özellikle canlandırdığı ve seslendirdiği Atatürk tiplemeleriyle tanınan Yetkin Dikinciler, Bülent Emin Yarar ve Gülen Çehreli oynuyordu.
Yönetmen Işıl Tuğrul'du. Ankara'dan hayran olduğum bir duayen yönetmen.
Oyun oldukça eğlenceliydi, etkileyiciydi.
Tek perde olması sebebiyle son 20 dakika ben kurtlandım ama yine de izlemeye değer.
Üstelik 10TL gibi komik bir rakama oyuncuların sergiledikleri olağanüstü performans, hele hele Yetkin Dikinciler'in müthiş etkileyici ses rengi bu bedelin en az 1000 katı eder.
Oyun bitmeden bir hafta içi akşamınızı ayırın ve değişik bir dünyaya gidin, birşey kaybetmezsiniz.
Şimdi bu dolu dolu ve harika geçen günün sonunda evimdeyim.
Canım evim, güzel evim.
Harika müziğim hem ruhumu hem gönlümü eyliyor.
Sıcak çayım, yanında yediğim 26. Belçika truffle'ım, kendim için gerçekleşmesine ramak kalan harika planlarım ve biricik işim.
Bir kişiye bile iyi gelebilecek olmanın gücüyle 24 saat çalışmak istediğim mükemmel işim...
Yetmezmiş gibi, çalışırken bir de tam da şu anda radyoda çalan Tarkan- Kış Güneşi'ni dinleyebileceğim bir işim...
Bugünden istediğim daha fazla bişey yok.
Aaa bi saniye var var...
Bir dileğim daha var.
Ama onu uyumadan önceki son duama saklayacağım.
Uyumadan önce en son düşünülen şeyi insan rüyasında görüyor, o yüzden onu sona sakladım.
Rüyamda kavuşayım diye, dualarım kabül olsun diye...
Ssshhhh üstüme gelmeyin, hayatta olmaz, ısrar etmeyin, vallahi söyleyememmmmmm ;)

Yarınım bugünden de yoğun olacak.
Uzuuun zamandır ertelediğim bir akşam beni bekliyor olacak kısmetse, heyecanı şimdiden sardı :)

Nes, kış güneşi

Yazı tarihi: 16 Aralık 2010

12 Aralık 2010 Pazar

Herşey Seninle Güzel

İstanbul'da, tüm yurtta hatta tüm dünyada hava delirmiş durumda.
Ne zamandır delirsin diye bekliyorduk zaten, Aralık'ın 12'si oldu, geçen hafta bile kısa kollu t-shirt'le dolaşmak hiç hayra alamet değildi.
Kış gelsin, üşüyelim, donalım, içimiz titresin, battaniye-dvd-kestane üçlüsü hayatımızın bir parçası olsun istiyorduk.
Salebin adını da tadını da unutur hale gelmiştik.
Velhasılı kelam dört gözle bekliyorduk zatıallerinin teşriflerini.
Allah fakir fukaranın yardımcısı olsun öte yandan, çetin koşullarda selameti üzerlerinde olsun.
*****
Yılın değişik zamanlarında, geniş açılı mutfak penceremden baktıkça anlıyorum mevsimlerin değiştiğini.
Bir bakıyorum fırtınalar, tipiler, yerlerdeki yapraklar koca bir hortumun içinde ordan oraya savruluyor.
Üzerinden belki aylar geçiyor, hani ben mevsimi bilemeyecek kadar geçtiğimde birçok şeyden bir bakıyorum az ilerdeki koca ağaçta dallar tomurcuklanmış, etrafta mis bir çimen kokusu, bebek arabalarını gezdiren anneler çoğalmış kaldırımlarda.
Dualarımı edip, dileklerimi tutup içimden baharın bereketine gönderiyorum...
*****
Az önce, şiddetli rüzgardan hangi tarafa gideceğini bilemeyen kar tanelerinin telaşlı savrulmalarını izlerken yeni mevsime dalıp gitmiştim.
Bugün akşam yemeğinde Kemal ve Gözde'yle yaptığımız konuşmaları düşünür olmuşum.
Aşka gitmişim, aşka dalmışım.
Birden duyduğum yumuşacık bir sesle ana döndüm.
Harika sözler, harika melodi, enfes yorumla aşkın içinden çıkıp, aşkın bizzat kendisi oldum.
İçimde, nefesimde, damarlarımda varolan herşey "aşk"a döndü.
Ben pencere önümde dalmışken mevsime, bu şarkının sözleri nasıl da tercüman oldu hiç bitmek tükenmek bilmeyen hep beklediğim o hayali aşka...

***** 

Herşey Seninle Güzel  (şarkıyı dinlemek için bu başlığa tıklamanız yeterli)

Her şey seninle güzel yolda yürümek bile
Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile
Her şey seninle güzel bu toprak bu taş bile
İçimdeki bu korku gözümdeki bu yaş bile

Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa
Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana

Her şey seninle güzel duyduğum bu ses bile
Yalnız içtiğim su değil aldığım nefes bile
Her şey seninle güzel bu yağmur bu kar bile
Yüzümdeki gözyaşının izleri onlar bile 


Nes, the hayaller...

Yazı tarihi: 12 Aralık 2010

11 Aralık 2010 Cumartesi

Herşey daha yeni başlıyor!

Sevgili seyirciler, şimdi sizlere statü güncelleme yapıyorum:
Gece saat 01:50 pm ve ben yeni ofisimdeki ilk gecemde, yeni masamdaki ilk yazımla karşınızdayım.
Cümlemize hayırlı uğurlu, bol bereketli kısmetli olsun inşallah. 

Biliyorsunuz sevgilimle aramız uzun süredir limoniydi.
Birkaç yazı önce ben huzurlarınızda onla arayı düzeltmeye çalışmış, "beni geri al sevgilim" diye yalvarmıştım.
Yalvarmasına yalvarmıştım da gece aşkını itiraf edip sabah ortadan yok olan sevgililer gibi ertesi gün dediklerim yani yazdıklarımla yaptıklarım birbirini tutmamıştı.
Ben yine; sevgilim "sadece" aklımda, alışageldiğim hayatıma devam etmiştim.
Yanlış anlamayın beni, istemiştim, gerçekten çok istemiştim sevgilimin beni geri almasını, samimiydim duygularımda ama düzeni olmayan hayatımdaki düzensizliğim duygularıma geçit vermedi.
Şimdi bu ofis, ofisim yepyeni bir başlangıç, taptaze bir kan bana.
Düzene geçişimin somut kalesi.
4 duvarlı krallığım.
Madem yeni bir başlangıç yapıyorum, madem ortada artık elle tutulur, gözle görülür bişey var, o zaman sevgilim de beni geri almak üzere bir şans daha verir belki bana, ne dersiniz?
Deneyeceğim, bu sefer gerçekten ona layık olmaya çalışıp, aramızdaki bağı kopmaz halatlarla sağlamlaştırmaya çalışacağım.
İş, ev, özel yaşam, yaşadığım şehir, yaşayacağım ülke, hayatımda olanlar, hayatımdan gidenler, yeni gelenler, yeniden gelenler, yeri dolmayanlar ve yepyeni bir yılda yepyeni bir ben.
Tüm bunlar arasından yazmaya heveslendiğim onca şey varken Ayşe yine yapacağını yaptı bana.
12'den vurdu beni.
O kadar harika bir yazı yazmış ki bugün yazdığım hiçbir yazı onun yazısındaki duygu zirvesine taşıyamayacaktı beni.
Biliyorsunuz yazmak dünyadaki en narsist ve bencil duyguların arsız kalemi.
İşte o yüzden siz de okumalısınız bu yazıyı.
İlla beğenin, onaylayın diye değil, 2011'den, yeni hayatımdan ne istediğimi anlamanız için.
Ben bile daha açık yazamazdım...

Nes@31,
Yazı tarihi: 11 Aralık 2010

(Ayşe@41'ün üzerine tıklamanız yeterli)

*******

Ayşe@41

Burası Avustralya...
Her şeyin başladığı yer.


.................



/_np/1071/12211071.jpg



4 Aralık 2010 Cumartesi

Melis'im evleniyorrrr

Merhabaaaa.
Türkiye'deyim.
İstanbul'da.
Şu anda saat gecenin yarımına geliyor ve benim yarın sabah 5:30'da kalkmam gerekiyor.
Biricik Melis'im evleniyor. Ankara'ya düğüne gidiyorum.
Düğün gününü (04 Aralık) aldıkları Ağustos ayından beri birlikte gün sayıyoruz. Şahane bir heyecan!
Yalnız ben yine delirdim.
Uyumam gerek. Yarın tüüüüm gün baş nedimelik yapacağım.
Sabah 11 itibariyle düğün albümü için fotoğrafçı geleceğinden makyajlı ve topuklu ayakkabılı olmak gerekiyor.
Melis'imin düğününde hiç bir aksilik olmaması için her saniye cin gibi olup koşturmalıyım.
Yorgun olma gibi bir ihtimalim sözkonusu bile olamaz.
Alooo kime diyorummm.
Hala valizim bile hazır değil, hiç yaptığım iş değil, çok ayıp çoookkkk.
Yatmamakta ayak dirediğim yetmezmiş gibi bir de yeşil çay içtim uykum açılsın diye!
Yeşil çayın yanında çekirdeğe sardırdım.
Paketin dibini görmeden olay yerini terkedemiyorum.
Biri bana git desin diye huzurlarınızda yazılı belge oluşturmak istedim.
"Zamana dön!
Git valizini hazırla ve uyu.
Bugunü yaşa, dünden sıyrıl."
Melis'immm evleniyor, daha güzel ne olabilirrrrrr :)
Tamam peki peki dünü evde, kapının eşiğinde bırakıyor müsadenizi rica ediyorum.
Bendeniz ufak ufak, sağdan sağdan...
Ankara yolcusu kalmasııınnnnnnnnnnnnnn