2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2011 Çarşamba

"Veda Mektubu!" yorumları

"Veda Mektubu" nu yazarken bu kadar ilgi çekeceğini, okunacağını ve yorum yazılacağını hiç tahmin etmemiştim.
Ben düşündüm de hani hep yazdığım şu "eksik" olan yanım var ya;
artık o yok, artık o geçti-bitti. Ben artık tam ve bütünüm!
Bu kadar, bu kadar, bu kadar harika insan ve onların bana sevgisi eksik olan o yanımı, yarımı, bendeki yaramı tamamladı, kapattı. Onların sevgisi olmasaydı ben iflah olamazdım.
Yazıma yorum yazan aşağıda göreceğiniz ve bana e-posta yollayan -aşağıda göremeyeceğiniz- onlarca "Canım"ın herbirine ayrı ayrı, teker teker korkmadan, içime atmadan, kendime saklamadan, yüksek sesle, bağıra bağıra söylüyorum: "SENİ SEVİYORUMMM..."

Nes, the sevgi böcüğü :)




  • Hande Turan Feslihancım:) Titretip kendime getirdin beni yazdıklarınla, bir kere daha!!! 2010'u kayıpları, kazançlarıyla uğurlayıp, can acıtmayan, eskiyi aratmayan bir yıl dileyelim herkes için!!! Öpüyorum canım...
    December 31, 2010 at 12:44pm · 

  • Neslihan V. Kilic Amiiin kuşummm. Titreyelim, titremek iyidir ;) Bir cümle var senden burda bu arada...
    December 31, 2010 at 12:58pm · 

  • Gonca Cengiz
    Bu notta etiketlendiğimi fark ettiğim andan itibaren ağlıyorum.
    Dilerim,az sonra duracaktır bu sağanak yağışım.
    Seni aramak istiyorum.yook...boğazımda düğüm,konuşturmaz beni.
    Acı,edebiyatın mayasıdır derler.Hakikaten öyle...
    O kdr sıcak,o kdr s...enden bi yazı olmuş ki...
    Yazdıklarını dikkatle ve samimiyetle okuyanlar,seninle birlikte o günlere giderler ama sadece giderler...
    Yeniden doğuşu anlatmışsın resmen.Zamanında dibe girdiğini,şimdi de zirveye oynadığını duyurmuşsun cümle alame.Haklısın.En çok ileriye giden ok,en fazla geri çekilmiş yaydan çıkarmış.
    Burda kokusunu buram buram aldığım bu genç kadın,oklarını 2011'in üzerine üzerine fırlatıcaktır eminim.Ve 2010'un ondan aldıklarını,2011'den fazlasıyla çıkaracaktır.
    Tabi yeri dolmayacaklar hariç!
    Yeri dolmayacakları da özleyecektir...
    Benim gibi...Bizim gibi...
    Bi fotoğrafa bakıp kalacaktır dakikalarca.
    ve dua edecektir sonra tüm samimiyetiyle...
    Hayattayken nefesini üflediği en sevdiği,
    nefesi tükendiğinde de rahat etsin diye...
    İnancın bol,2011'in bal gibi olsun.
    Seni seviyorum...

    December 31, 2010 at 1:07pm ·

  • Hande Turan O cümle kimin biliyor musun? benim eve yardıma gelen Filiz ablanın:)
    December 31, 2010 at 1:10pm ·

  • AsLı Ergün ağladım hem de hüngür hüngür...2011 tüm güzellikleri beraberinde getirsin,hayatında değer verdiğin başka bir şeyi senden almadan...sevgiler...
    December 31, 2010 at 1:23pm ·

  • Dilek Mankır ‎.....hayatımızı O'nun verdiği çorba tarifleriyle yudumluyoruz....
    December 31, 2010 at 1:43pm ·

  • Lale Suman Koch Neslihan'cim hüngür hüngür agliyorum... Canim arkadasim insallah bu günden sonra hic birsey sizleri üzmesin.
    December 31, 2010 at 2:12pm ·

  • Kemal Özen İyi seneler Neslihan'cım, geçmiş senelerde yaşadığın güzellikleri tekrar tekrar yaşayacağın iyi bir yıl olur umarım, mektubun adını da 2010'a veda diye yazsaydın da üzerimize alınmasaydık :-) Öperim
    December 31, 2010 at 2:15pm ·

  • Meltem Bekman ne güzel bir ifade yeteneğidir bu... Annen ve Baban şu an seninle bir kez daha gurur duyuyorlardır Neslihan'cım...içim acıyor böyle zamanlarda biraz daha çok. Ama tamda senin ifade ettiğin gibi hayat bize işte bu durumda tutunacak dallar nasip ediyor. Çok şükür... Herşey gönlünce olsun ve hep böyle kal. Nice mutlu yıllara...
    December 31, 2010 at 2:46pm · ·  

  • Neslihan V. Kilic
    ‎@Handuşum, ne muhterem bir insanmış Filiz abla, hürmetler :)
    @Kuziş Gonciş, bekledim biraz sendeki sağnak dursun diye, durdu mu?:) Feci ok atarım aman haaa:pp Ben de sizi çook seviyommm!
    @Aslı'cım, değer verdiklerimiz hep bizimle olsun, bizl...e çoğalsın, çok tatlısın, tşk&sevgi benden :)
    @Dileqqqque'im, ah ahhhh :((
    @Lale'cim, amiiin, hayat hiçbirimizi üzmesin, iyi ki varsınız :)
    @Kemal'cim, zeki adamsın vesselam, anafikri kapmışsın;) Sadece sen kendi üzerine alınma yeter, başka alınacak varsa mani olmayım. İyi yıllar dilerim, hürmetler :)
    See More

    December 31, 2010 at 2:52pm · · 1 personLoading...

  • Neslihan V. Kilic ‎@Meltem'im, sen de ne güzel bir arkadaşsın böyle. Senin anneciğinin de seninle gurur duyduğuna eminim. Bu iç acıması, özlem hiç geçmese de biz hep daha iyiye gideceğiz, şükredeceğiz. Öpüyorum, sarılıyorum, iyi yıllar diliyorum :))
    December 31, 2010 at 2:57pm · ·

  • Fer Bal nesl'iimmmmmmm dicek bişi bulamıyorummm şuandaa..
    December 31, 2010 at 3:04pm ·

  • Tayfun Kazazoğlu Sen başkasın.....
    December 31, 2010 at 3:16pm ·

  • Neslihan V. Kilic ‎@Fer'im Balim, arim balim peteğim, sen sus gözlerin konuşsun, biz birbirimizi anlarız nasılsa:))
    @Tayfun'um, şu kalp işareti nasıl çıkartılıyor bilmiyorum ama işte ondan:)

    December 31, 2010 at 3:36pm ·

  • Yasemin Cicu Neslihancımmm, duygularımı kelimelerle ifade edemiyorum, kendini ifade edişin, duygularını tasvir edişin ta içimin içinden etkilendimmm. Senin gibi melek arkadaşlarım olduğu için çok mutluyum... yok ağlamayacaktım ama insan bazan gözyaşlarını tutamıyor işte...sımmsıkı kucaklıyorum seni canım arkadaşımmm
    December 31, 2010 at 3:53pm ·

  • Fer Bal seni çok sewıyorum nesl'imm...
    December 31, 2010 at 3:58pm ·

  • Begüm Taşal Neslicim, kalemine ve yüreğine sağlık, umarım herşeye rağmen 2010'da başlayan bu güzellikler 2011'de de artarak devam eder ve 2011 de teşekkür edilecek bir yıl olur. Çok öperim, iyi yıllar,
    December 31, 2010 at 4:08pm ·

  • Neslihan V. Kilic ‎@Yase'cim, sen 2010'un bana getirdiği en güzel şeylerin başındasın, luv u :))
    @Melis'im duygularımız karşılıklı, Fatih duymasın ;))
    @Begüm'cüm, çok tşk ederim, tüm dileklerine amiiinnn, sizlere de iyi yıllar :)

    December 31, 2010 at 4:34pm ·

  • Ülkü Öner Asma İçi de dışı da çok güzel, sıcacık bir insansın sen canım. Gözlerim dolu dolu okudum. İçimi ısıttın yılın bu son günü, dilerim 2011 de senin içini ısıtır. :)
    December 31, 2010 at 4:40pm ·

  • Demet Bayraktar Neeeess, bu sene cok cok cok guzel olsun, sana hediyeler sunsun, surprizler yapsin, cok mutlu ol! Seni seviyoruz! Kardesin Demo :)
    December 31, 2010 at 7:18pm via Facebook Mobile ·

  • Müge Kılıç Dünkü hoppidi hoppidi yeni yıl coşkusundan çok daha anlamlı oldu yazını okumak yeni yılın ilk sabahının uyandığım ilk saatlerinde.... Gerçekten sen başkasın, Neslim... Kendini zaman zaman eksik etsen de İstanbuldan ve defalarca söz versek te daha sık görüşmeye ve araya hep birşeyler girse de umutlarımı yeşertmeye, unuttuklarımı hatırlatmaya ve daha çok içsel yolculuğuma çıkmama yardım ettiğin yazılarınla da olsa hayatımdan hiç çıkma emi kuzicim :-)
    January 1 at 12:37pm ·

  • Kıymet Özyurt
    bir elini ben, diğer elini ağabeyim tutup, saçlarını okşarken ve kulağına kelime-i şahadet getirirken sonsuzluğa uğurladık annemi.

    Tansiyonu, nabzı, kalp atışları ve nefesi gözümüzün önünde o kadar drastik bir hızla düşmeseydi asla bırakamaz...dım onu, inanamazdım gittiğine, bilemezdim o an ölümü gördüğümü.

    2011'in ilk gözyaşları, seni o kadar iyi anlıyorumki... Çok mutlu olacağın bir yıl diliyorum canım. Kocaman öpüyorum.

    January 1 at 2:49pm ·

  • Olcay Kılıç Neslihancım, öylesine içten dile getirmişsin ki yaşadıklarınızı, ağladım okurken. Yeni yıl sana güzel günler getirsin. Sevgiler.
    January 1 at 2:53pm ·

  • Aynur Seskir canım benim yaaa yine darma duman ettin beni...sen her zaman çok mutlu olmayı hak ediyorsun... Tüm bu zorluklar arasında hep kendi inşa ettiğin güzel şelere tutunarak ayakta kaldın.. Bundan sonra da bu azminle, hayata bu bilgece bakışınla ve annenin ve tüm dostlarının duaları ile yepyeni bir hayatı kucaklayıp çok mutlu olaksın inşallah... her zaman yanındayız ve seni çok seviyoruz, bunu iç unutma...
    January 1 at 9:46pm ·

  • Neslihan V. Kilic
    ‎@Ülkü'cüm, 2011'de tüm müslüman ve din kardeşlerimizin, beni senin gözlerinle görmelerini diliyorum v sana kocamaan sarılıyorum:)
    @Dem'cim, yazdıklarının aynısında, duble pls. Ben de sizi çook seviyorum cnm kardeşim:)
    @Kuzicim, çoğu zaman o ...hoppidi mod daha iyi, görüşünce öyle takılalım biz, bu mod benim sadece yazı modum;)
    @Tatlım Kıymet'lim, beni çok iyi anladığına eminim, hep çok yakınımdaydın, iyi ki öyleydin, öpücükkk:)
    @Olcay hnm'cım, 2011 hepimize güzel günler getirecek, eminim, sarılıyorum:)
    @Aynur'um nadidem, hani "dizlerimle" ilgili bir bölüm var ya; sen hep benim dizlerimden biri, nefesimdeki en yaşamsal oksijendin. Oscar alıyor olsaydım şu an şöyle derdim: "Aynur Seskir olmasa ben bu ödülü asla alamazdım";) Seni tanıyor olmak hayatımdaki en büyük şanslardan:)))
    See More

    January 2 at 2:04am · · 1 personAynur Seskir likes this.

  • Neslihan V. Kilic Meltem, Mert, Ayşe, Çiğdem, Özge, Esenç ve Eşref abi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim, yerim ben sizin o yazımı beğenen parmaklarınızı :))
    January 2 at 2:07am · ·

  • Gözde Külahçıoğlu Güçlü arkadaşım; 2011 yılında bütün mutluluklar seninle oldun.....
    January 2 at 7:36pm ·

  • Meriç Dinçsoy o kalp işareti nasıl yapılıyor ben de bilmiyorum;sana onun en büyüğünden vermiş Allah...
    January 2 at 9:18pm ·

  • Zafer Bulutcu Canım seni coook seviyoruz..
    January 3 at 12:00am ·

  • Neslihan V. Kilic ‎@Gözde'cim, olsun valla, hepimizle olsun, daha çok, daha çook olsun:)
    @Meriç'im, feci kalbimden vurdun beni, vayssss :)
    @Zaf'cım, koşa koşa ördek getirmiştin bana, hiç aklımdan çıkmıyor o ya, oyy oyyyy:( P.S. I love u, toooooo :)

    January 3 at 12:27am ·

  • Pınar Yüce Sarıoğlu Cok ozel, cok guzel herbir kelimen. Aldin goturdun... 2011 ve sonrasi sana hep mutluluk getirsin Neslihancim. Sonsuz sevgiler...
    January 3 at 12:08pm ·

  • Pinar Cebi Wilber Nes ne guzel yazmissin, ama beni de aglattin simdi. Insallah bu sene hepimiz icin cok guzel gecer.
    January 3 at 8:45pm ·

  • Aydan Seskir Özmen nesli, gözlerimi doldurdun ama yüreğimi hafiflettin. zihnine sağlık. hep böyle sağlıklı kalsın, yolunu göstersin. sevgiler.
    January 4 at 9:52pm ·

  • Neslihan V. Kilic
    ‎@Pınar Yüce'cimmm, senin de okumana, yorum yazmana ve senden haber aldığıma çok sevindim. Hepimiz mutluluktan uçuşalım 2011'de, işşşalllahh :)
    @Pınar'ım Çebi'm, ağlama ağlama, artık güzel günler zamanı hatta belki de komşu komşu ;)
    @Aydan ab...lacım, ne şahane bir dilek, bayıldım, "zihnim sağlıklı kalıp yolumu göstersin" bunu sonraki yazılarımda kullanmalıyım;) Çok tşk, hepimizin öyle olsun inşallah:)See More

    January 4 at 10:22pm ·

  • Selin Tolan Neslihancim, okurken nefes alamadim, goz yaslarima hakim olamadim...onumuzdeki sene bu zamanlarda bu kalemden bizi sevinc gozyaslarina bogacak bir mektup bekliyorum....cok cok cok guzel bir yil olsun...
    January 5 at 1:56pm ·

  • Esra Ertan supersınn.güçlü olmanın --ayaklarımızın üzerinde durmanın en güzel örneğisin ..2011 senin -benim ve ayakları üzerinde durabilmeyi başarabilen hatunların yılı olsunnnnn
    January 5 at 4:30pm ·

  • Neslihan V. Kilic
    ‎@Selin'cim, bunca güzel dilek ve bendeki bu sağlam inançla olacak Allah'ın izniyle. Önümüzdeki sene sevinç mektubu, söz, hepimiz için öyle olsun inşallah :) Çok çok çookk tşk:)
    @Esra'cım, estağfirullah, eminim herkes kendi hayatında zor gün...ler yaşamıştır/yaşıyordur. 2011 hepimiz için harikaaaa olsun :)

    Sunday at 9:49pm ·

  • Ulca Sungu Misset
    Neslihancim, seni ilk tanidigimda, sadece bir aile dostunun kiziydin.. ayni okulda olmamiza sasirmistim, cunku tanismiyorduk. Tanistik, birbirimizin hayatina girdik, beraber tatillere gittik, bazen ayri dunyalarin insanlariydik, bazen o zamanki sorunlarimizin (!) ayniligi karsisinda beraber sasirdik.

    Benim o zaman ait Neslihanim demir gibiydi..Disiplinini, kafana koydugunu yapmak icin caba sarfetmeni ve bu yolda da kendine olan guvenini ve inancini ilgiyle izledim.. Her sabah azimle yilmadan yaptigin 10 dakikalik egzersizlerini, tutkunu.. sonra da Marmariste tatilde bacaklarinin muntazamligini kiskanclikla izledim )) Ozellikle benim gibi take it easy, chill tipli birisi icin puzzle kutusu gibi birseydin..

    Sonra yillar gecti, sular akti, ben gurbete, sen ise kotu gunlere girdin. Haberlerini burdan alsamda, herkesin hayatinda mutlaka bir kac kere yaptigi gibi ben ve basiretim anlasamadik, ve seni anlamsiz bir bicimde aramadim. Zaman gectikce de utandim sanirim.

    Sonra ansizin bir Ankara ziyareti sirasinda Anneciginle Karum Budakaltinda yemek yedim. Daha dogrusu ben yedim, o ise sanirim son 10 yildir agzina lokma koymamisti..O gur siyah saclarini, gur kahkahalarini aradim. Bir terslik vardi..Ogrendim sonradan, icim burularak. Yillar sonra seninle House Cafe'de oturacak, icim burularak o yillardir tanidigim guclu kadinin kendisi gibi azimli kizini dinleyecektim, ama malesef icimi yakan bir konu uzerinde..

    Tum bunlarla yasamaya calismak, azmini, direncini, umudunu yuksek tutmak, tutunmak ve hatta tutnmasina yardim etmek. Ve tum bunlari yaparken dimdik durabilmek.

    Ici gibi disi da guzel arkadasim. Hayat sana hakettigini gani gani versin.
    Iyi ki varsin
    !

    21 hours ago ·

  • Neslihan V. Kilic Ulca'cım, bir daha ağlamayacaktım, söz vermiştim kendime, olmadı. Dağıttın beni, önce sicim gibi içime içime ağladım sonra tutamadım hönküre hönküre ağladım. Şimdi ben bütün bu güzel dileklerle, gazlarla naparım?: Yakarım, Roma'yı bile yakarım :) Ve seni çoook seviyorum, sen de iyi ki varsın.
    6 minutes ago ·

29 Aralık 2010 Çarşamba

Dualitenin patladığı gündür o gün!

Sevgili arkadaşlarım, kardeşlerim, abilerim, ablalarım, pek muhterem ve aziiiiizzz din kardeşlerim, hatırşinas topraklarım,
benim çiftçim, benim sanayicim, benim öğretmenim, doktorum, avukatım,
benim bakkalım çakkalım, çakalım, perdecim, artistik ev aksesuarcım, akvaryum balıkcım, bankacım, kankacım, borsacım, inşaatcım, vitrifiyecim, mavi boncukcum,
call center agent'im, web designer'im, saç designer'im, stil danışmanım, diyetisyenim, börekcim yufkacım, şekercim lokumcum, devletlum, saraylum, dostum düşmanım;
Az sonra okuyacaklarınız idrak ettiğimiz mübarek yılbaşı arifesinde canınızı sıkabilir, tepenizi attırabilir, uykularınızı kaçırıp, dudağınızda uçuklar, alnınızın şakında sivilceler çıkartabilir, sırtınızda alerjiler kabartıp, midenizi kramplara gark edebilir.
Lakin yazmasaydım bendenizin aynı semptomlara maruz kalma olasılığı çok yüksekti.
E, insanoğlu çiğ süt emmiş, kendim yanacağıma attım sizi ateşlere.
Allah yardımcınız olsun, hadi hazırsanız başlayalım yazıya...
*****
Çok değil 3 gün/gece sonra bu yılı bitirerek maytaplar eşliğinde 2011'e kucak açacağız.
Ömrü hayatımda henüz ev dışı bir yerde hiç kutlama yapmadığımdan kutlama ritüelleri hakkında bir fikrim yok açıkçası.
Oluyordur elbet kaliteli, seviyeli, ayarında, keyifli kutlamalar bir yerlerde...
Lakin bendeki genel imaj şu şekilde;
Kendini kaybedecek kadar sarhoş olma durumları,
göbek göbeğe kıvırmalar,
içine kurt kaçmış gibi masa ve sandalye üstü tepin tepin tepinmeler,
pul paye şımşıkıdık elbiselerin üzerine deliliği tescilleyen çene altından lastikli huni şapkalar,
fürtleyince bir kurbağanın üzerine basıyor gibi garip sesler çıkaran, uzayan kısalan anti-sempatik dütdürüler,
her yerden çıkan tüylü tüylü sakil ötesi süsler,
hani o gün ömrünün son günüymüş gibi eğleniyor ya bu sebepten konuşma, bağırma, şarkı söyleme ve gülme efektlerinde bademcik ve küçük dil sergileme suretiyle limit aşımı testi yapmak,
Afrika'dan geliyor, ertesi gün geri gidecek ve tüm yıl orada kalacak gibi kulaklarından çıkana kadar yemek içmek, yemek içmek, yemek içmek vesaire vesaire...
Şimdi efenim, malumunuz bu durumlar tek başına yapılamaz.
Çünkü bunların hepsi abartı hallerdir ve kişi ancak sosyalleşince yani iki veya daha fazla kişi arasında olunca kantarın topuzunu kaçırmak maksadıyla Kantar ailesi görgüsüzlüğüne geçiş yapmaya sevdalanır.
Evde ya da dışarıda eş-dost, arkadaş, sevgili, karı-koca, anne-baba, kardeş-karındaş her kimse sevgi ve yakınlık derecesine göre Kantar ailesi kutlamalarına dahil edilir.
Gelelim işin trikli kısmına.
Bu denklemde en zavallı insancıklar "sevgililer"dir.
Sevgilinin Yılbaşı Kutlaması'na "gelmek istemiyorum" deme gibi bir şansı yoktur.
Diğer arkadaşlar, anne-baba, abla-enişte, konu-komşu eşleşmelerinden ne kadar hoşnut olduğu, bu geceyi bu zümrede ne kadar efendi yahut ne kadar kendi gibi zıptıkçı geçirebileceğini seçme şansı yoktur.
Yarabbim, tüm gece rezalet bir "kendinden başka herşey olma" esareti yaşanır.
Eğlenir gözükmek zorunda olan köle; tam sefalet...
Hadi öyle değil diyelim, ben yanlış biliyorum diyelim;
keyifler gıcır, kafalar kıyak, ortalık bundan iyisi Şam'da kayısı ve kulak memesi kıvamında diyelim, o zaman da yine kontrollü olup karizmayı çizdirmeme, hadi karizmayı da saldı diyelim bu sefer de sabaha kadar kafa klozetin içinde yeni yıla girme stresi içindedir mevzu bahis sefil sevgili.
Sıkıldınız mı bu geyikten?
Haklısınız, ben bile sıkıldım erkekçe.
Konuya ısıtmaya çalışıyorum sizi ve elimden bu kadarı geliyor n'apalım.
Söz size, yeni yılda daha çok incir çekirdeğini dolduran yazılar yazacağım.
Bu sene benim için ekstrem bir seneydi, bilenler biliyor.
Şu anda performansımın oldukça altında üretim yapabiliyorum, bunu da bilenler biliyor.
*****
Şekerim daha fazla lafı dolandırmadan girelim konuya, olay şu;
Yılbaşı gecesi ve Sevgililer Günü milli çapkınların köşeye sıkıştıkları tek zamandır.
Eğer sevgilinse ve bu zamanlarda senle değilse bu işin altında bir çapanoğlu araman gerekiyor demektir.
Yılın 363,5 günü dualiteyi kendilerine yaşam tarzı seçmiş bazı M.Ç.larımız(Milli Çapkın) nedense bu gece birden, ya çooooooook hastalanırlar, ya iş yerinde kriz çıkar-hani yılsonu ya hesaplar tutmaz falan- çalışarak sabahlamak zorunda kalırlar, ya şehir dışındaki anne-babalarının aniden geleceği tutar, ya yüzyılda bir gördüğü anneannesinin, dedesinin, halasının, dayısının vs onunla kutlamazsa küseceği tutar, ya canı feci şekilde birşeye sıtkındır ve evde tek başına bunalım takılıp içmek ister, hiç kimseyi çekecek hali yoktur ve o suratla bizzati kendisi de çekilemez olur... falan fıstık.
Oldu, biz de yedik!
*****
Pek muhterem din kardeşlerim, kınalı kuzularım, bozkurtlarım
Üzgünüm.
Demek isterdim ki; "sizi çok seviyor, gözü birtek ama birtek sizi görüyor, yeni yıla sizinle elele, dizdize, öpücüklerle girmek istiyor, bu yıl ve daima yanında sizi, yalnızca ve yalnızca sizi istiyor..." diyebilmeyi isterdim can-ı gönülden.
Kendim bile inanmasam, kulağa masal gibi gelse de...

Olsun, canınız sağolsun; demek ki doğru zaman değilmiş bu, doğru insan değilmiş o :(
Biliyorum, belki şu anda, belki o gece aniden, midenize heybetlisinden bir taş oturacak, kasılacaksınız, saat 12'de o anda kimi öptüğünü düşünüp kor demirler yutmuş gibi hissedeceksiniz...
Eliniz telefona gidecek; açıp sövmekle, arayıp hıçkırıklar içinde yine onun şefkatinde teselli bulmak arasında uçsuz bucaksız bir bocalama yaşayacaksınız.
Tam da o anda benden size buz gibi bir kadeh Dom Perignon!
Üzülmeyin bu da geçer, bu da geçecek.
Eminim bu ilk değildi, daha önce de olmuştur ve o da geçip gitmiştir.
Yeni yılda herşey daha güzel, daha kutsal ve daha hakettiğiniz gibi olacak, inanın bana.

Hürmet, sevgi ve duayla :)

Nes, the Caramel

27 Aralık 2010 Pazartesi

Yılsonu hesap kapatma

Yıllar, yıllarrr, yıllaaaarrrrr önce, "ilişki"nin sadece bir cumartesi akşamüzeri bir kafeye gidip bişeyler yiyip içmekten ibaret olduğu o günlerde bizim de birkaç kafeye gitmişliğimiz vardı birlikte.
3-5 yiyip içmemizden sonra, gidesi tuttu; o zamanki şehrimiz Ankara'dan Amerika'ya, ne zaman döneceği, dönüp dönmeyeceği belli olmadan gidesi tuttu Amerika'ya, gidesi tuttu benden...
"Yolun açık olsun" diye uğurladım onu, hatırlıyorum buz gibi soğuk bir Ankara gecesinde, benden giden herkeste olduğu gibi gözyaşlarımla Allah'a emanet ederek.
*****
Şimdi bugün, üzerinden geçen binlerce seneden sonra, onunla sohbet ederken "ben çok değiştim" dedi.
Öyle olmasını can-ı gönülden dilerdim ama pek sanmam.
Kendine göre sınırlarını biraz esnetmiş olsa da değiştiğine ihtimal vermiyorum.
Nasıl diyeyim size, biraz dikkatli bakıldığında; kelimelerinden, kendini ifade ediş tarzından, tavırlarından bile belli ediyordu postürünün aynı kaldığını.
Hiçbir zaman benim gibi üstüne basabasa sevemeyeceğini, sevdiğine bakarken içinin titremeyeceğini, yapmak istediği "evliliği" sosyal statüden öteye koyamayacağını dört bir yanı bas bas bağırıyordu.
Ah biz kadınlar, bu yakamızı bırakmayan hislerimiz, bizi rezil de eden vezir de eden sağduyumuz, şüphelerimiz, dedektif iz sürücülüğümüz ve av köpeği gibi koku alan burnumuz...
*****
Şu üç günlük dünyada nasıl da zavallı hallere sokuyoruz kendimizi...
Tek akıllı biziz zannediyoruz.
Dev aynasında görüyoruz kendimizi gerçek aynaya bakacak cesaretimiz olmadan.

*****
Gidişlerimizi, terk edişlerimizi, tercihlerimizi hepsini kendimiz seçiyoruz.
Velhasılı ya aklını başına devşirip doğru tercihi yapmalıdır insan ya da üzerinden binlerce yıl geçince "ben çok değiştim"lerin kifayetsiz kalacağını bilmelidir bu bilge insan.

Bilginiz olsun diye söyledim, başka hiç bir amacım yoktu.
Sağlıcakla ve bilgiyle,

Nes, the fyi...

5 Ocak 2010 Salı

Günler gelip geçmekteler, kuşlar gibi uçmaktalar

Mart ayına kadar evdeki yeni yıl ağacımı kaldırmayacağıma göre bu yeni yıl hadisesinden de nemalanabilirim demektir.
2009 neydi ne oldu,
2010'da neler yapılacak yapılmayacak
Gitti bitti ya artık arkasından rahatça konuşabilirim "tuuu kaka boyu devrilesice 2009"
2010 gel haneme bir ışık gibi kon
2009'da ne yapmadıysam 2010'da gözünüze soka soka yapılacak ve bunların herbiri üşenmeden satır satır yazılacak gibi söylemlerim, kararlarım ve de eğilimlerim var.
Bu maddeleri ısıtıp ısıtıp önünüze koyacağım.
Ama tabii bu arada asla mikrodalga ürünler familyası kadar basit, tatsız tuzsuz, sası, midenizi şişiren, homuduyla yutulan yemekler sunmayacağım
Merak etmeyin tüm çabamla size layık olmaya çalışacağım.
Örneğin daha 2010 kararlarımı size açıklamadım, ince çalışmalar içindeyim; bombalar üstüne bombalar patlatacağım, yer yerinden oynayacak, hizmette sınır tanımadan küçük dilini yutanlar için Prof.Dr.Onur Erol'la anlaşma yapıp size en estetiğinden küçük dil nakli yaptıracağım.
Ve şahid olduğunuz üzere elem, keder, yas, dert, tasa, kas vs.hepsini kapı dışarı kışkışlayarak
Elemterefiş kem gözlere şiş şişşşşleyerek
Vur patlasın çal oynasın ağustos böceği misali şenlenerek içten içe Küçük Emrah'laşsam da size zerresini hissettirmeyeceğim.
Sözün özü cancağızım; bu işten kolayca paçanızı sıyıracağınızı sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.
Sardınız beni başınıza cır cır cırlayacağım.
Siz en iyisi mi kuzu kuzu kabüllenin başınıza geleni, okuyun bendenizi, siz sağ ben selamet gül gibi geçinip gidelim.
Neyse efendim yeni yılınızı kutlayayım bir kez daha.
Bendenizden sonra saadet zinciri yakasını bırakmasın.
İclal Aydın sağ omuz üstünüze konuşlanarak yeni yılda yeni umutlar, yeni başlangıçlar getiren meleğimiz olsun.
Pozitif olalım, tak tak takılmayalım, güm güm gümleyelim yıl boyunca.
Tüm senemiz Sponge Bob misali canlı, enerjik, eğlenceli geçsin.
Anladık?
Anlaştık?
Buraya kadar süper gittik.
Siz beni, ben sizi hiiççç üzmedik.
Mukafaten size sunabileceğim koca bir dilim nutellalı ekmeğim yok ama en az onun kadar enerji vereceğini düşündüğüm bir yazı getirdim yanımda.
Aşağıdaki yazıyı okuyunuz.
Okuduktan sonra
SORARIM size,
yukardaki zırvalıklarıma, bana katlandığınıza değmemiş midir?
Gördünüz mü, yazımın başında sandığınız kadar boş değilmişim ben de, şimdi beni daha iyi mi anladınız siz de, ne dersiniz? ;)

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13371443.asp?yazarid=4&gid=61

Dünyanızı renklendirin

YENİ yıl yazımı bir daha okuyunca, iki şiir belleğime düştü:
İki ustanın iki büyük şiiri.


Tevfik Fikret’in Sis şiiri ile Yahya Kemal Beyatlı’nın Sis’te Söyleniş.

Biri umutsuzluğun şiiriydi, diğeri de umutsuzluğa isyandı.
İyimserlik, umudun çağrıştırıcısı mıdır, yoksa umut mu iyimserliği çağırır.
Yeni yılın ilk çalışma gününe başlıyorsunuz. Hemen geçmiş yılın muhasebesini yapmayın. Sıkıntılarınızı bu yıla devretmeyin. Neden ajandalar yıl yıl düzenlenir?
Yapay da olsa böyle bir bölünmenin gerekliliğinden.

Yeni yıla girdiğiniz ilk saatlerde; eğlendiniz, dinlendiniz, kendinizi dinlediniz, planlar yaptınız, gerçekleşmesi için çabalamaya karar verdiniz.
“Aman canım  dünyanın sonu değil ya,”
sözünü çok severim. Hepimizin kullanma gereği duyduğu anlar vardır. Başarısızlığın kamuflajıdır belki de. Bir tesellinin, bir teslimiyetin simgesi olsa da, ucunda ölüm yok ya sözünde gerçekler vardır.

Yaptıklarınızı eleştirmeyeceğim.
Geçmiş geçmişte kalır, ne derler, mazi zikredilmez. Ders alınmalı sözünü pek sevmem.

* * *

UMUT veren kitaplardan bir seçme yapın.
Geçen yılın yerli ve yabancı ödül kazanan kitaplarını okuyun.
Yaşama dair yeni güçler verecektir size, acısıyla tatlısıyla hayatın üzerine ayrıntılı, geniş açılı düşünmenizi sağlayacaktır.
Yeni CD’ler alın. Çalıştığınız, yaşadığınız atmosferde ezgiler yankılansın.
Hangi tür müziği seviyorsanız, onun iyisini seçin. Kendi müzik zevkinize de, başka bilgili-duyarlı kulaklara ve müzikseverlere de güvenin, danışın.
Hayatı yaşanılır, tahammül edilir kılan sanattır, edebiyattır. Onun için hangi koşullar altında yaşarsanız yaşayın, dünyanızı sanatla renklendirin.
Müzeleri gezin, sergileri gezin. Gözünüze güzellikler yansısın. Dünyanızı renklendirin.
Bazı günler şuurunuzun kontrolünden çıkın, zihninizin vitesini boşa alın.
Aylaklığa Övgü, Deliliğe Methiye kitaplarının niçin yazıldığı üzerine kafa yorun.
Bunu yapabilmek için de o kitapları okuyun.
Avare Günler yaratın. Bir gün işinizi yapmasanız dünya batmaz.
Ne işinizi ne de kendinizi fazla önemseyin. Zaman zaman ince alayın gölgesini kendi üzerinize de düşürün.
Yazdıklarımı yapabiliyor muyum?
Ne derler, insan öğütlediklerini yapabilse aziz veya azize olurmuş.
Artık azizler, azizeler dönemi bittiğine göre, inanabilir misiniz?
Bazen Oblomov’luk yapabilir miyiz? Yapmalıyız!
 

* * *
* HEM Sis’i okuyun hem de Sis’te Söyleniş’i okuyun, iki iyi şiir sizi yönlendirir.


* Doğan Hızlan'ın umutsuzluğun şiiri dediği Tevfik Fikret'in "Sis" ve umutsuzluğa isyanın şiiri dediği Yahya Kemal Beyatlı'nın "Siste Söyleniş"i okumanızı istedim. Buyrunuz...


Sis
Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;
lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!
Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan,
ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!
Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,
Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!
Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden
sefahate susamış bağrında yaşatan.
Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde
sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.
Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,
ey bin kocadan artakalan dul kız;
güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli,
sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor.
Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün
iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun!
Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;
içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.
Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,
lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!
Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,
İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;
Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?

Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!
Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
Kaatil kuleler, kal’ali ve zindanlı saraylar.
Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler;
ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,
geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;
ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.
Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;
ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler.
Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;
ey servilerin kara gölgelerinde birer yer
edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;
“Geçmişlere Rahmet! ” diye yazılı kabir taşları.
Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra
canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!
Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;
ey her açılan gediği bir vak’a sayıklıyan
vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.
Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi
sembole eden harap ve sessiz evler;
ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan
kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,
ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!
Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü
her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar!
Ey tabi’atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu
bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp
her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini
gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!
Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş
olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!
Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.
Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki
her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için
yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!
Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,
ey mahkemelerden biteviye kovulan “hak”!
Ey en şiddetlikuşkularla duygusu kö¨rleşerek
vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;
ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.
Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret!
Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm;
ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!
Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış
zengin – fakir herkes, meşhur koca bir millet!
Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;
ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç!
Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;
ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler,
hele sizler...

Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!

Tevfiz Fikret
18 Şubat 1317


*****
Siste Söyleniş
(Yahya Kemal Beyatlı)

Birden kapandı birbiri ardınca perdeler...
Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?

Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
Firuze nehri nerde? Buğun saklıdır, neden?

Benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri;
Eylül sonunda böyledir İsviçre golleri.

Bir devri lanetiyle boğan sairin Sisçi.
Vicdan ve ruh elemlerinin en zehirlisi.

Hülyama bir eza gibi aksetti bir daha;
-Örtün! Muebbeden uyu! Ey sehr! -O beddua...

Hayır bu hal uzun süremez, sen yakındasın;
Hala dağılmayan bu sisin arkasındasın.

Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl
Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.

Hüznün, ferahlığın bizim olsun kisin, yazın,
Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın. 

Nesss, the biteviye 2010


Yazı tarihi: 05 Ocak 2010

31 Aralık 2009 Perşembe

2009'un son 2010'un ilk yazısı!!!

10-11 yaşlarındayım.
Rezalet bir yaş.
Ne çocuksun, ne gençkız.
Ne şirinsin ne güzel.
Ne bir halttan çakıyorsun ne saftoriksin.
Ne barbie'lerle oynuyorsun ne barbie olabiliyorsun.
Ne o'sun ne bu'sun.
Arada derede, hebele gübele ağzın açık ööööyle kımıl kımıl takılıyorsun.
*****
Babamın sırtında yıllardır her akşam eve geldiğinde giydiği o çok sevdiği siyah üzerine beyaz çizgili hırka.
Masaya eğilmiş mum üflüyor.
Ben de o hebele gübele halin sevinçten daha da şebekleşen biçimiyle alkışlıyor muyum, zıplıyor muyum öyle anlaşılmayan hareketler silsilesi içindeyim.
*****
Yılbaşı deyince aklıma sadece bu kare gelir.
Doğduğunda nüfusa kayıt ettirilmediği için babamın doğum gününü bilmezdik.
Biz her yılbaşı gecesi kutlar, ısrarlarımızla ona mum üfletir, saat tam geceyarısı 12'de ışıkları yakar söndürür, yakar söndürürdük...
*****
Yılbaşı benim için eşittir aile.
Hıristiyanların en gıpta ettiğim adetlerinden biri.
Tüm aile, nerede olursa olsun yeni yıla birlikte girmeli.
Kalabalık, büyük, kocamaaannn bir aile olarak. (Sarah Jessica Parker ve Diane Keaton'un başrolde oynadığı "Family Stone" filmini izleminizi şiddetle öneririm)
Hayatta kalan kim varsa orda hazırolda bulunmalı.
Bodrum'a, Antalya'ya, yurtdışına falan gidilmemeli.
Kocaman bir masa kurulmalı ve herkes birarada o masada olmalı.
Atışmalar, takışmalar, hırlaşmalar olsa bile sonu hep kahkahalar ve sarılmalarla bitmeli.
Yılbaşı pastası kesilmeli, mutlaka mum üfleyip dilek tutan birileri olmalı.
Ve illa ki minnacık bile olsa birilerinden diğerlerine hediye gitmeli.
Seçimi ve paketlenmesi kişiye özel, en özelinden olmalı.
Kar yağar, şömine yanarsa da buna gerçek değil masal denmeli.
*****
2009...
Kafama balyoz yediğim bir yıl oldu bu yıl.
İlk 1,5 ay işyerinde delirmenin eşiğine gelmiş, içimden mütemadiyen saydırırken yukardan bir ses "duuuurrr" dedi.
Madem dert arıyorsun al sana!
Gelen bir telefonla dünyam altüst oldu.
Ertesi sabah Ankara'daydım.
İşyerimdeki masamda tüm eşyalarım olduğu gibi kaldı. 3-5 gün sonra gelirim sandım 10 ay oldu daha geri dönemedim.
Annem pankreas kanseriydi!
Apar topar Ankara'da ameliyata alındı.
Hoca bizi ameliyathaneye çağırdı.
"Üzgünüm" dedi, "kitleyi alamadık,inanın elimizden geleni yaptık ama alamadık"
Sadece dizlerimin tutmadığını hatırlıyorum, gerisi flu.
Tam herşey bitti derken bir mucize yaşadık.
Dikişleri kapanmadan İstanbul'da ikinci ameliyat.
10 saat sürdü. Bitmek bilmeyen 10 saat. Sonunda herşeye hazırlıklı olmamız gereken 10 saat.
Ve evet kitle alındı. Dünyalar bizim oldu.
Başladı hastane süreci.
Her saniyesi ıztırap dolu 1 ay.
Karşı odada bir Sırp vardı.
O da pankreas kanseri 51 yaşında. Birkaç ayda 40 kg'ya düşmüş, erkek.
Ne zor şeyler yaşadı.
Gece 3'te, sabah 5'te, akşam 10'da kapımız çalınır ve ben koşa koşa tercümanlık için odalarına, doktorlara giderdim. Defalarca acile alındı.
Mayıs'ta hastaneden çıkarıldı, Temmuz'da ölmüş.
*****
Mayıs gelmeden ben de ölüyorum sandım o aralar.
Umutsuzluktan, belirsizlikten, korkudan...
Yanaklarım içine göçtü.
Gözbebeklerim sarardı.
Korkularım arttı.
Üzerime gitmek bilmeyen bir titreme geldi.
O geldi ben üzerine gittim.
Birden herşeyi yapabilecek sonsuz bir güven kondu üzerime.
Herşeyi...
Herşeyi yaptım, elimden gelen herşeyi.
Bir hayat için, annem için.
*****
Bahar geldi o sırada, iyileştik, hastaneden çıktık.
İlaç kokusu yerine oksijen koklamak, 20m2 oda yerine kocaman evimde yaşamak ne harika duygularmış işte şimdi idrak ettim.
Hep güçlü oldum, herşeyi becerdim, hep ayakta kaldım ama içimi saran koca boşluğu bir türlü adam edemedim.
Ellerimi tutacak, gönlümü sevecek, saçlarımı okşayacak, bana "yalnız değilsin, ben yanındayım" diyecek bir sevgiliye doğru akmaya başladı içim.
Bir başıma, dualar ve gözyaşları içinde geçirdiğim günlerim, gecelerim sonrası yıllardır özlemini çektiğim harika bir duygu esir almaya başlamıştı kalbimi.
Herkeslerden farklı biriyle tanıştım.
Aşık olmayı hiç ummadığım biri.
Ummazken gülüşünde takılı kaldığım biri.
Ufuk çizgim olmadan, göz alabildiğine bütünleştiğim biri.
Ömrümün en sahici ve bir tarafımla annemin hayat mücadelesini verirken diğer tarafımla bulutların üzerine çıktığım 4 ayını geçirdim onunla.
Sonra birden pat diye "olmuyor" dedi, "bitirmeliyiz"
Babamın mum üflerkenki görüntüsü geldi gözümün önüne ve sonraki yılbaşlarında içimde hissettiğim boşluk oturdu kalbimin üzerine.
Yıl bitti o sızı bitmedi, hiçbir avuntu sevinç o sızıyı hafifletemedi.
O gitti, 2009 benim için bitti.
*****
Ameliyatlar ve hastaneden sonra annemin kemoterapi dönemi başladı.
O öğürdü benim içim çıktı, o yemedi benim kemiklerim süzüldü, o ağrılardan kıvrandı ben sancılandım.
Tedaviler bitti, herşey düzelecek derken tahlil sonuçları ters gitti.
Bir anda yine dünya tersine döndü.
Kul çaresizliğe büründü.
Ne geçmiş, ne gelecek herşey o esnada tükendi.
Günler sonra iyi haber geldi.
Durum korktuğumuz kadar vahim değildi.
*****
Molaaaa, molaaaa hakem görmüyor musun mola istiyorum diye avazım çıktığı kadar bağırdım.
İlk mola hakkımı Kasım'da kullandım.
Bastım soluğu Londra'da aldım.
Yeni bir hayat, yeni günler ve belki de yeni bir gelecek.
Umutlar, hayaller, planlar, beklentiler olmadan yaşamak sadece kekremsi bir tat veriyor insana.
Ve her dibe çöküş daha hızlı fırlatıyor seni yukarılara.
Yakında tüm haberlerim oralarda.
*****
2009...
Amma kallavi bir yıldı ama.
Ne adamlar, anlar, durumlar, kararlar, Sırat köprüleri, felaketler yaşattı bana.
Ne sağlam balyozlar, gülleler indirdi kafama kafama.
Ne yordu beni, yolunmuş kaza döndürdü.
Adam etti, eşek etti, şebek etti, aşık etti, beter etti, heder etti, derbeder etti, içime etti, etti de etti...
Bir sürü şey etti, o etti ben öğrendim.
Yaşadıklarımdan çok şey öğrendim.
Bir dolu konuya daldım, yeni kavramlarla tanıştım, farklı farklı insanlardan öğrendiklerim hayat kıvrımlarıma girdi, eski benin üstüne yepyeni bir ben inşa etti. Biraz daha zenginleştim.
Hayat ne menem şeymiş biraz daha anladım.

Ve işte, bir yıl daha bitiyor.
2009 benim kişisel arşivime dondurulmuş bir yıl olarak geçecek.
Çünkü sene başında planladığım hiçbir şeyi yapamadım.
Çünkü asla unutmak istemediğim kadar güzel bir aşk yaşadım.
Sonu beni çok üzüp çok yorsa da her saniyesini tekrar tekrar ve tekrar yaşamak isteyeceğim kadar değerli.
2010 için şimdiden bir sürü kararlar aldım.
Kim bilir yıl bittiğinde kaç tanesini gerçekleştirmiş olacağım.
Hala yazıyor olursam buradan sizinle paylaşacağım.
Kim bilir ne sürprizler karşılayacak beni, yine tokatlayacak:)
Ama bu bir gelenek, olmazsa olmaz.
Planlar bozulmak için yapılır.
Ben hedeflerimi koyayım da gerisini o düşünsün.
Hayat nasılsa düdüğünü istediği gibi öttürecek.
Ben bu hayatı seviyorum.
Her anını...
Hepinize mükemmel bir 2010 diliyorum.
Sağlık ve aşk dolu, dolu dolu bir yıl.

Nesss, the 2010

Yazı tarihi: 31 Aralık 2009

30 Aralık 2009 Çarşamba

Nostaljiiii- Anlıyorsun değil mi?

Multi-process durumları zirve yapmış şekilde Speedy Gonzales olarak ilerliyorum.
Yeni yıla 1 kala hazırlıkları başlattım.
Çoğunlukla küçük çekirdek aile olarak geçirdiğim yılbaşı gecesi bu sene biraz genişledi.
Ev sahibi benim.
Bu sene ben ve anneme ilave olarak ağabeyim Alper, eşi yengem Alev, dünya şekeri ikiz yeğenlerim Alpiii ve Zeyniii var.
Birkaç sene önce İstanbul'a yerleşen kuzenim Dila ve onun 9 yaşındaki kızı İlayda'da bana geliyor.
Kuzenimin annesi- teyzem onları yalnız bırakmamak için atladı geldi Ankara'dan, daha bizim evdekiler bilmiyor, sürpriz olacak.
Eski dostum Burçak da bu sene Yeni Yıl'a bizimle girecek.
Gelmesi muhtemel birkaç kişi ve uğraması kuvvetli muhtemel üç beş kişi daha bekleniyor.
Ev ilk kez bu kadar şenlikli anlayacağınız.
Günlerdir ailecek kalabalık sofralar kurduğumuzdan herkes yemekten çatlayacak durumda.
Ne de olsa yemek masası sosyalleşmek demek bizim kültürümüzde.
O yüzden ha babam de babam dolmalar, sarmalar, mantılar, börekler, baklavalar, tatlılar... yeme komasına gireceğiz cümleten mazallah.
Bu gidişe bir dur demek gerek diye aile meclisi olarak toplandık ve bir karar aldık.
Yılbaşı'nda israf yok.
Yılbaşı yemeğimiz çok sade ve az çeşit olacak.
Kalabalıklara mahal vermeyeceğiz.
Soframız gibi midemiz, midemiz gibi kendimiz de sade, yalın, arınmış ve gereksiz şeylerden kurtulmuş olarak girmek istiyoruz yeni yıla.
Yani diyeceğim; hazırlıklar az olacağı için günler öncesinden mutfak önlüğü boynumda, yüzümde unlara bulaşmadım.
Zaten 10 parmağımda 10 marifet, bir çırpıda çıkarıveririm ben tüm bu menüyü :-P
Ev sahibi olarak menünün oluşturulması, alışverişi ve hazırlanması bana ait.
Sabahtan hallaç pamuğuna dönmüş evimin düzeltilmesi ve temizliğiyle başladım olaya.
Şimdi mutfağa geçtim.
Bir yandan Londra'da çektiğim onlarca fotoğrafı ve videoyu bilgisayarıma yüklüyorum.
Fotolar bitince aldığım ve kopyalamak üzere ağabeyimden getirdiğim cd.leri itunes'umla tanıştıracağım.
İşleri bitirince ufak bir el bakımı ve manikürden sonra kırmızı oje durumlarına geçeceğim.
Yeni Yıl'a kırmızısız girilmez malum.
Diğer taraftan ekranımda bir sürü pencere açık; bilumum gazetelerin siteleri, yemek tarifleri ve yazmaya çalıştığım "Yeni Yıl" yazım.
Hepsini yaparken de dün akşam buluştuğum bir arkadaşımla konuştuklarımızı düşünüyorum.
Düşünürken tamamen istem dışı, iradesiz bir şekilde kulağıma rezalet ötesi sesim geliyor.
O ses binbeşyüzüncü kez işte şu şarkıyı söylüyor:

ANLIYORSUN DEGIL MI

Hava ayaz mi ayaz, ellerim ceplerimde
Bir turku tutturmusum, duyuyorsun degil mi
Calacak bir kapim yok, mutluluga hasretim
Artik sokaklar benim, goruyorsun degil mi
Zaman akmiyor sanki, saatler durmus bugun
Sonsuz yalnizligimda bir tek sen varsin bugun
Ya don bana artik, duyuyor musun beni
Ya cik git dunyamdan, anliyorsun degil mi
Bir resmin kalmis bende, tam ortadan yirtilmis
Hani siyah kazakli, biliyorsun degil mi
Gozlerimden suzulen bir kac damla anida
Senin sicakligin var, anliyorsun degil mi
Zaman ...


http://www.youtube.com/watch?v=dnhvzAHi6FE&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=cv7dipVcgQY
http://www.youtube.com/watch?v=UuQ2b-SKDeM&feature=related

Oyyy, oyyyy

Nesss, the oy oyyy

Yazı tarihi: 30 Aralık 2009